21 Nisan 2017 Cuma

AMİGURUMİ HERMİONE YAPTIM!!!

    Amigurumi bebek yaptım!!! Diğer sosyal medya hesaplarımda paylaşmıştım, 
burada da paylaşmazsam çatlayacağım. Zira kendimle epeyi bir gurur duydum:) 
    Bir süredir dikkatimi çekiyordu bu bebekler. Enfes işler çıkaranlar var. Öncelikle kendime bir bebek örme fikriyle internette araştırma yapıp çalışmalara başladım. Sonra yeğenim Nisan'ın doğum gününün yaklaştığı geldi aklıma ve yeğenim son zamanlarda Harry Potter'ın dostu Hermione'ye kafayı taktığı için bu karaktere çevireyim dedim. 
Ve işte sonuç:)
    İyi ki çocuklar var. Hafta sonundan bu yana yaşadığım hayalkırıklığını yeğenimin doğum günü hazırlıkları ve Hermione bebeğe çok sevinmesiyle bir nebze unutmuş oldum. Aslında önümüzdeki hafta kutlama yapacağız fakat dün asıl doğum gününde verdim hediyesini. Çıldırdı tabii:) Beni de mutlu etti böylece.
    Fakat iyi uğraştım. İnce ince uğraştım. Aslında Amigurumi bebekleri örmek zor değil. Zor olan elbise ve aksesuarlarını yapmak. Bebeğimin cübbesini halamdan rica ettim. Çünkü makinem yok. Elimde dikebilirim fakat her şeyiyle tam olmasını istedim. Bunun için kalktım Bursa-Gemlik'e gittim:) Tabii ki ara ara gidiyorum ama bu kez de bebek bahanesiyle gittim ve halamı, babaannemi, kuzenlerimi de görmüş oldum:) Cübbeyi halam dikti fakat kurdelesi, etamin arması, atkısı gibi diğer tüm örme-dikme-işleme ayrıntıları bendenize ait. Harry Potter sevgimle konuya hakim olduğum için 
ince ayarları yapmak benim için zevkliydi. 
    Bebeğimin saçları da çok güzel oldu. Kahverengi yün ararken tesadüfen bulduğum Nako Ombre, Hermione'nin saçlarıyla neredeyse birebir örtüştü. 
    Zor olsa da sevdim bu işi. Ara ara değişik işlere kafayı takıyorum, şimdi amigurumi zamanımsa -ve aynı sabrı gösterebilirsem- değişik bebekler de yapacağım demektir. 















7 Nisan 2017 Cuma

GENÇ BİR DOKTORUN ANILARI...

   
    Mini mini bir dizi önereceğim. Dizimizin adı "A Young Doctor's Notebook". 
Genç Bir Doktorun Anıları...  Rus yazar Bulgakov'un romanından uyarlanmış, yaklaşık 20'şer dakikalık 8 bölümden oluşan bir mini dizi. Hem kaliteli, hem de sıkmayacak uzunlukta dizi izlemeyi sevenlere kesinlikle öneriyorum. Yalnız en başında dizinin kara mizah unsurları içerdiğini, romanda da geçen tıbbi olayların mizahi, alaycı ve kanlı şekilde yansıtıldığını belirteyim ki sonra sorun olmasın. Bazen yazılar sonuna kadar okunmuyor zira, sonra yalnızca ilk cümlelere bakarak edebiyat uyarlaması olduğunu görüp naif bir dizi bekleyenler "ne biçim dizi önermiş" diye kulaklarımı çınlatmasınlar.
    Kitabı okuyanlar bilecektir. Tıp fakültesini birincilikle bitiren genç doktorumuz, kışın ortasında, kuş uçmaz kervan geçmez bir Rus kasabasına gönderilir. Devrim yıllarıdır. Yüreği görev aşkıyla dolu genç ve tecrübesiz doktor, Moskova'daki hareketli hayatının ardından baş etmek zorunda kaldığı yalnızlıkla, kasaba insanının bağnazlığıyla uğraşmak durumunda bulur kendisini. Bu sırada yanı başında 40'lı yaşlarının hayali vardır. Doktorumuzun yetişkin halini Mad Men'deki Don Draper karakteriyle hayranı olduğum Jon Hamm canlandırırken, genç yaşlarına bizim sevgili Harry'miz Daniel Radcliffe hayat vermiş. Bana ilk defa bu dizide Harry Potter olduğunu unutturdu. İnanılmaz başarılıydı. Bu iki ismin varlığı zaten diziyi izlememe neden olacakken, Bulgakov'un klasik romanının farklı yorumuna bayıldım. Doktorun genç ve yetişkin hali arasındaki boy ve karizma farkı bile üstünde konuşulacak akılcılıkta. Bu dizide komedi var, hüzün var, insan psikolojisinin derinliği var, kostüm ve dekorlarıyla şahane bir sanat yönetimi var. IMDB puanı da oldukça yüksek. Yine bugün dünyadan, ülkemizden, yanı başımızdan haberler berbat. Berbat haberlerden bunalıp kısa bir sanat molası vermek isteyenlere tavsiyemdir.
















4 Nisan 2017 Salı

GÖBEK BAĞI DERİN KONU...

    Şu yaşıma kadar herhangi birini kıskanmadım, hasetlenmedim. Ama bu durum geçen gün İz TV'de Nasuh Mahruki'yi seyrettiğimde değişti. Moğolistan gezisi sırasında Orhun Anıtları'nı ziyaret eden Mahruki, oğlunun göbek bağını ata topraklarına, anıtların tam dibine gömdü. İşte o an bu şahane fikre şapka çıkardığım gibi kıskanmadan da yapamadım. Türkler'in ilk alfabesinin, Göktürk alfabesinin kazılı olduğu Orhun Anıtları çocukluğumdan beri ilgimi çeker. İlginin de ötesinde merak ve hayranlık duyarım. 
Sırf bu sebepten bir gün oğlum olursa adını Orhun koyarım diye düşünmüştüm ve 
ne mutlu ki gerçekleştirebildim. Senelerdir bileğimde Göktürk alfabesi ile yazılmış "Orhun" dövmesi bile var. Bu durumda bir gün Moğolistan turu yapmayı ve anıtları görmeyi ne kadar çok istediğimi tahmin edebilirsiniz:) Çocuğunun göbek bağını bu anlamlı yere gömen Nasuh Mahruki bir kez daha hayranlığımı kazandı. 
    Şimdi konu biraz farklı yerde ilerleyecek, Mahruki'yi gıptayla izlerken aklıma Orhun'un göbek bağı gelmişti ya? İşte ben onu hiçbir yere gömemedim:) Bu tip geleneksel hareketlere bir yanımla inansam da mantığım daha ağır basar ve genelde gerçekleştirmem. Gel gör ki konu çocuğunla alakalı olunca saçma bir şey de olsa düşüm düşüm düşünüyorsun. Hiçbir yeri oğlumun göbek bağına layık göremediğim gibi, "ya tutarsa" kuşkusuyla geleceğini etkilemek de istemedim:) Göbek bağı Boğaziçi Üniversitesi bahçesine gömülen çocuk belki ileride Koç Üniversitesi'ni takacak kafasına. Ya da asker olsun diye ümit edilen çocuk öğretmen olmak isteyecek. Veya farklı bir ülke seçeceksin, o ülkenin başına olmadık işler gelecek:)  Kafamda böyle gereksiz endişelerle bekledim bekledim. Göbek bağı hala evde tabii. Bir yandan da 
"bu çocuk benim yüzümden ev kuşu olursa, evden ayrılamazsa, sosyalleşemezse" diye endişelene endişelene bu günlere geldik. Eve bağladığımı düşündüğüm çocuk senelerce "ben üniversiteyi yurt dışında okumak istiyorum" dedi ve hakikaten gitti:) Boşa kendimi yemişim demek ki. E ne yapayım, bu saatten sonra göbek bağı dursun bari evde. Orhun Anıtları'nı görmeye gitsem de söz konusu ritüeli artık gerçekleştirmem sanırım. Mahruki gibi küçükken yapabilseydim hoş olurdu. Hatta manevi olarak şahane olurdu. Konusu açıldığında eşe dosta soruyorum "çocuğunun göbek bağını ne yaptın?" diye. Blog dostlarıma da sorayım. Siz ne yaptınız dostlar? 
Bu konuda ilginç şeyler duydunuz mu ya da?